25 Nisan 2011 Pazartesi

Öykücük

Henüz çok erkendi, neredeyse iki saat önce gelmişti buluşmaya, biliyordu, ama zaten yapacak bir şeyi yoktu ki; bütün gün onundu nasılsa. Ağzı ekşimiş olsa da bir sigara daha yaktı paketi usulca okşayarak. Anılara gitmek vardı şimdi bu boşlukta, ama son yıllarda anıları düşlemek daha çok boşaltıyordu içini sanki.

Resmine defalarca bakmıştı, hoş bir kadındı karedeki, belli belirsiz bir gülümseme asılmış yüzü aydınlıktı. Beğenmişti o da yolladığı resmini; "hoş adamsın yahu" demişti hınzır bir maille. İnternet buluşmalarının o ilk heyecanı var mı diye kendini yokladı iki sigara içimi sonrasında. Eh biraz vardı galiba. Bu kez her şeyi açık oynamıştı; evliliğini gizlememiş, kızından bahsetmiş, dahası ne tür bir ilişki istediğini ayrıntılarıyla anlatmıştı. Anlattıkça açılmış normalde olunmaması kadar çıplak kalmıştı karşısında Naz'ın. Ama Naz'ın da bunda payı vardı, ne dediyse hoş karşılamış, haklısın demiş, onu her defasında cesaretlendirmişti.

İstediği ilişki.. Güldü birden hem kendine hem de bu tabire. İstemediği ilişkiler mi yaşamıştı hep? Biraz ticari gibi geldi bu, nahoş!
"Efenim, bendeniz Erkan, yaşım şu, mesleğim şu, medeni halim şu, istediğim ilişki türü şu...." Bu ne ya? Alım-satım karmaşası gibi! Ben pazarlıyorum alan var mı, ya da şu özelliklerde bir ürüne bakıyordum da satıcı arkadaşlar benimle irtibata..." Bu neydi böyle? Ne arıyordu ki? Ya da biri onu mu arıyordu?

Tamam işte amaç belliydi, bu yaştan sonra leyla-mecnun aşk azabına girmeyeceğine göre tek itici ya da çekici güç kimyasal olanıydı. Bedenlerin arzusu, salt cinsellik, cinsel partner. Hah bir de bu vardı piyasada ne zamandır; cinsel partner. İngilizce class-work'leri geldi aklına; "Hadi arkadaşlar herkes partneriyle bu çalışmayı yapsın..." Partner ne ya? neyin partneri? Hangi part'ın eri???

Naz da bunları mı düşünüyordu acep? elbet düşünürdü o da, sonuçta 35 yaşın üstüydü ve el ele tutuşacağı bir erkek aramıyordu bundan sonra. Yok ya belki de değildi, nasıl da pis fikirliydi bak daha görmediği kadıncağız hakkında. Küstü kendine ve bir çay daha söyledi.

Erken geldiği buluşmalarda hep şu ezik tedirginliği yaşıyordu! Garsonlar ona bakıp ne düşünüyor acaba, ya şurdaki sarmaş dolaş çift? "Haaaaa haa haa adama bak ya, kalantor! Yaşına başına bakmadan giyinmiş gelmiş buluşmaya. Hadi bekleyelim bakalım buluşacağı orta yaşlı kadın nasılmış. Hahahahaha, bize de eğlence çıktı!"

Herkes ona bakıyor, herkes onun buluşacağı şu internet hatununu bekliyordu, kesinn! Ya ama yaşı o kadar geçkin değildi ki. Yoksa... geçkin miydi? Kendi sesini başka duyduğu gibi kendini de aynadan başka mı görüyordu acaba? Tuvalete kalksa ve şu hırçın saçlarını suyla yatırsa mıydı ki? Yok, kalsındı, daha çok dikkat çekerdi bu. hem Naz dememiş miydi, en doğal halinle gel, ben de en doğal halimle geleceğim diye?

Birden kahkaha ile gülmemek için zor tuttu kendini, o anı çok iyi hatırlıyordu; nette sohbet ederken Naz birden bunu demişti ve onun aklına en doğal hali.. hahahahahaha.. çıplak hali... haahahahaha.. Düşünsene çırılçıplak geldiklerini kafeye..hahahahahaha. "Beyefendi sizi bu şekilde alamayız kafeye".. "neden ki?".... "Çünkü çıplaksınız!"..... "İyi de bana en doğal halimle gelmem söylendi?"...

Toparlandı birden, düşüncelerinde gülmesi çoklukla yüzüne yansıyordu ve kendi kendine gülen adam figürü ile kafedekilerin ekmeğine yağ sürmek istemiyordu. Acaba vaktinde gelir miydi Naz? Ne giyecekti acaba? Şöyle biraz kısa etek giysindi, hatta dizi, dizine değsindi, yakınlaşsınlardı daha ilk buluşmada. Yok yok, yakınlaşmasınlardı, sonra çabuk bitiyor, hızlı tükeniyordu her şey. Telefonuyla oynamaya başladı, canı sıkılmıştı artık, hadi geçsindi vakit, ya da Naz, nazlanmadan gelsindi bir an önce!

------------------------------------

Eve dönerken bitik, yorgun ve sinirliydi hayli. Nasıl olurdu, nasıl gelmezdi Naz buluşmaya? O kadar da hazırlamıştı kendini, o kadar özenlenmişti her şeyine. Hayallerini bile düzene sokmuştu onunla ilgili. Onca beklemişti kafedekilerle birlikte. Hatta garson çocuğa açıklamada bulunmuştu kalkarken; "az önce aradı da, işi çıkmış" diye. Ve garsonun şaşkın bakışlarına bakmadan biraz da vermek istediğinden fazla bir bahşişle koşarcasına uzaklaşmıştı oradan.

Ahhh, neden gelmemişti ki?

Geceyi beklemek zorundaydı iletişim için kahretsin!

Ev ahalisi yatınca hemen girdi mail kutusuna, şifresini heyecan ve öfkeyle iki kez yanlış yazsa da. Maillerine baktı ama ses yok? Sohbet programını çalıştırdı hemen, yoktu!....

-------------------------------------------------------------------

Ertesi gün bu kez başka bir kafede garsonlar, 40 yaşlarında, iyi giyimli, güleryüzlü, etrafını inceleyen adama çay servisi yaptılar üç saat boyunca....

Kendi kurduğu buluşmaya gelen ve kurguladığı kadının gelmeyişine öfkelenecek olan bu garip adama....

4 yorum:

  1. Hımmm ilginççç...Üç bölümdeki yaşantı düşündürdü beni.
    Kimyasal beraberliklerde de (benceee)duygu varsa gerçekleşir gibime geliyor:)

    YanıtlaSil
  2. Tamamen katılıyorum sana Betül, zaten bizim gibilerin kimyası duyguyla harekete geçebilecek bir formüle sahip :)

    Ve bence bundandır kimyasal beraberlikleri de en özel ve üst seviyede yaşama arzumuz....

    YanıtlaSil
  3. gelmez gelmez, adı NAZ gelmez...

    YanıtlaSil
  4. Evet Pınar, kesinlikle gelmez bu NAZ :)

    YanıtlaSil